Röportaj

Başak Kablan Röportajı


YouTube’a başlamaya nasıl karar verdiniz? Pişman olduğunuz veya bırakmak istediğiniz zamanlar oldu mu?

Sosyal medya patladığı zamanlar, yıl sanıyorum 2011’di, o zamanlardan beri sosyal medya ile ilgili sürekli projeler geliştiriyordum zaten. Sürekli yazdığım, içinde 200’den fazla yazının bulunduğu bir bloğum vardı. Sosyal medya ajanslarında çalışıyordum. Yine kabin memuruyken bir sayfa açmıştım. Hayatımdaki bütün ihtimalleri sürekli deniyordum anlayacağın. Meslekleri tükettikten sonra sosyal medyayı başarmaktan başka çarem kalmamıştı. Alaçatı’da garsonluk yaparken garsonluk yaparak dünyayı gezebileceğim ve bunu insanlarla paylaşabileceğimi farkettim. Böylece “Adisyon Arkası Notlar” ismindeki projem doğdu ama yaşamadı ve şimdiki haline evrildi. Pişman olduğum hiç olmadı. Hatta bu iş için doğduğumu bile düşünüyorum ama bırakmak istediğim zamanlar oldu tabii.

Bazen toplumdan tepki alabileceğiniz videolar yapıyorsunuz. Bu videolarınıza gelen tepkiler neler oluyor? Olumsuz tepki ve yorumlarla nasıl baş ediyorsunuz?

Aslında baş edemiyorum. Ama toplumdan farklı bir şeyler söylediğim için videolarım bu kadar sevildi ve izlendi. Farklı bir bakış açısı katmayacaksanız, herkesle aynı şeyi söyleyecekseniz özellikle bu işte sıkıcı olursunuz. Kim sizi neden izlesin? İnsanlar yıllardır inandıklarını, düşündüklerini yıktığınız ya da en azından sorgulattığınız için tepki gösteriyorlar. Bu çok normal, anlıyorum o tepkileri de.

Küçüklüğünüzden beri alışkanlığınız olan bir şey var mı?

Evet var, ne olduğunu sormamışsınız o yüzden mevzuyu uzatmıyorum.

Kitaplığınızı birçok videonuzda görüyoruz. Kitap önerisi videoları da yaptınız. Peki, izleyicilerinize tek bir kitap önermeniz gerekirse bu hangi kitap olur?

Bu çok riskli aslında. Çünkü sizin hayatını etkileyen kitap başka bir insana hiçbir etki etmez. Her şeyde olduğu gibi doğru zaman, doğru yer çok önemli. Ama benim için “Dinle Küçük Adam” kitabı başkadır. O zamanlar okuduğumda tam ihtiyacım olan şeyleri söylemişti bana.

Bir videonuzda “Videolarımı sizin için değil kendim için yapıyorum, beni iyileştiriyorlar.” demiştiniz. Sizi ne yönden iyileştiriyorlar? Bunu bir tavsiye olarak almak isteyen kişilere ne önermek istersiniz?

Küçüklüğümden beri içimde büyüyen bir anlatma isteği vardı. Birçok şeyi aslında hayatla ilgili her şeyi büyük bir hayretle, heyecanla karşılıyordum ve anlatıyordum. İnsanların da beni dinlerken çok heyecanlandığını ve keyif aldıklarını farkettim. Ama burada asıl mesele içimdeki anlatma isteğiydi. Hep derim zaten, ben anlatmazsam çatlarım. O yüzden ilk kendim için anlattım, sonra videoları yükledim. Sonrasında benden çıkıyor video ve izleyicinin oluyor. O da ne yapıyorsa yapıyor o videoyla. Aslında güzel bir alışveriş. O yüzden bir şey yapacaksan ilk önce kendin için yapacaksın. Eğer zaten sen keyif alıyorsan, seni tatmin ediyorsa diğer insanlar da bundan aşırı keyif alıyor ve faydalanıyor. Ne kadar bencilce gözükse de aslında tam tersi. Kendi için yaptığın gün meyvelerinden herkes faydalanıyor.

Şu sıralar Youtube’da benzer içerikler görüyoruz fakat sizin özgün videolarınız var. Daima özgün içeriği nasıl buluyorsunuz? Tıkandığınız dönemlerde size ilham veren şey ne oluyor?

Bence bunun birinci sırrı Youtube izlememem. Youtube’dan beslenmediğim için de videolarım ister istemez özgün oluyor. Ayrıca teşekkür ederim, böyle düşünmen beni çok mutlu etti. Tıkanma her zaman oluyor. Hatta şu aralar tükendiğimi hissettiğim bir dönemdeyim. Ama bunun gibi birçok dönem yaşadım. “Tamam, artık bitti.” dediğim her an tekrar bir şeyler buluyorum. Garip.

Eğer bir dizi karakteri olacak olsaydınız bu hangi dizinin hangi karakteri olurdu?

The OA dizisindeki Prairie Johnson.

Daha önce bir reklam ajansında yazarlık stajı yapmıştınız. Şu an yazarlık düşünüyor musunuz? Kendi çapınızda yazıyor musunuz?

Yaklaşık bir sene önce “Önce Hayallerim Öldü Sonra Babam” isminde bir kitabım çıktı. Bütün video içeriklerimi öncesinde yazıyor sonra çekiyorum. Hatta benim için bir video içeriği yazıldıktan sonra aslında bitmiştir, sonrası en kolayı. Yani yazmak hayatımın tam ortasındaki eylem.

Yaşayamadığınız ve yapamadığınız için pişmanlık duyduğunuz bir şey var mı? Varsa nedir?

Öyle ölümcül bir pişmanlık yok çünkü gerçekten istediğim an istediğimi yaptım. Ve hiçbir zaman bir şeylere geç kalmış olduğumu düşünmüyorum. “Ah be, bizden geçti!” demem hiç.

İleriye dönük planlar yapmayı mı tercih edersiniz yoksa anı yaşamayı mı?

Anı yaşamak herkesin hayali, umudu. Anı da güzel yaşıyorum, geleceği düşünmeye aslında düşlemeye de özel zaman ayırıyorum.

Hayatınızda size moral veren veya güç katan bir söz var mıdır?

Hadi!

Röportaj
Sedef Sebüktekin Röportajı
Röportaj
Ece Targıt Röportajı
Röportaj
Akustik Adam Röportajı
Henüz bir yorum yok.