Geçenlerde İstanbul’da daha önce defalarca geçtiğim bir sokaktan yürüyordum. Her şey oldukça sıradandı. Aynı apartmanlar, aynı kalabalık, bir yerlere yetişmeye çalışan insanlar… Sonra yıllardır orada olduğunu hatırladığım bir dükkânın kapandığını fark ettim.
Çok önemli bir şey değildi belki ama garip hissettirdi.
Çünkü benim hatırladığım sokakta o dükkân vardı.
O an aklıma şu soru geldi: Bir şehrin hafızası olabilir mi?

Hafızayı genelde insanlara ait bir şey olarak düşünüyoruz. Eski bir şarkı, bir koku ya da yıllardır görmediğimiz bir fotoğraf bizi bir anda geçmişe götürebiliyor. Ama bazen aynısını şehirler de yapıyor. Bir sokaktan geçerken, bir vapur sesi duyduğumuzda ya da eski bir binanın önünden yürürken yıllardır aklımıza gelmeyen bir anıyı hatırlayabiliyoruz.
Belki de şehirlerin kendi hafızası yoktur. Ama bizim hafızamızın bir kısmı şehirlerin içinde saklanıyordur.
İstanbul bunun en güzel örneklerinden biri. Hepimiz aynı şehirde yaşıyoruz ama aslında aynı İstanbul’u yaşamıyoruz. Bir turist için Galata Kulesi gezilecek bir yerken, başka biri için ilk buluşmasının geçtiği sokak olabilir. Bir öğrenci için Beşiktaş, derse yetişmek için koştuğu iskele; bir başkası için arkadaşlarıyla saatlerce oturduğu yer olabilir.
Mekân aynı, hikâyeler farklı.

Üniversite hayatında da bunu fark etmeden yapıyoruz. İlk gün kaybolduğumuz kampüs yolu, sürekli oturduğumuz masa, arkadaşlarımızla konuştuğumuz bir bank… Şu an sıradan görünen bu yerler birkaç yıl sonra hayatımızın bir dönemini hatırlatan en güçlü şeylere dönüşebilir.
Fakat biz değişirken şehir de değişiyor.
Sevdiğimiz bir kafe kapanıyor, eski bir bina yıkılıyor, boş bir alana başka bir şey yapılıyor. Sonra bir gün dönüp baktığımızda zihnimizdeki şehirle karşımızdaki şehir aynı olmuyor.
Belki de “Eskiden burası daha güzeldi.” derken aslında yalnızca o yeri özlemiyoruz. O zaman yanımızda olan insanları ve o zamanki kendimizi de özlüyoruz.
Bu yüzden şehirler yalnızca binalardan, yollardan ve meydanlardan oluşmuyor. İçlerinde yaşayan insanların küçük hikâyelerini de taşıyorlar.
Bir şehrin hafızası var mı bilmiyorum.
Ama bence biz, farkında olmadan hatıralarımızı şehrin farklı köşelerine bırakıyoruz.
Ve yıllar sonra aynı sokaktan yeniden geçtiğimizde, şehir onları bize geri veriyor.
İlginizi çekebilir: Sessizlik Neden Artık Lüks?

Yorumlar