Genel

Yaratıcılık Öğrenilen Bir Beceri Midir?


Merhaba sevgili KalemlİK severler! Bugün sizlerle, üzerine çokça konuşulan ama aslında hepimizi yakından ilgilendiren o meşhur soruyu ele alacağız: Yaratıcılık sadece doğuştan gelen bir yetenek midir yoksa sonradan kazanılabilir mi? Hazırsanız, bu efsaneyi birlikte mercek altına alalım. Keyifli okumalar dileriz!

​Yaratıcılık, uzun yıllar boyunca sadece sanatçılara, dâhilere veya “farklı” doğanlara bahşedilmiş gizemli bir yetenek olarak görüldü. Birçoğumuz, elimize fırçayı ya da kalemi aldığımızda o anlık ilham parlamasını yaşamadığımızda, kendimizi “yaratıcı olmayanlar” kategorisine hapsettik. Oysa bugün biliyoruz ki yaratıcılık, bir piyango gibi kimine çıkan kimine çıkmayan bir talih kuşu değil aksine her bireyin zihninde uyuyan, uyandırılmayı ve eğitilmeyi bekleyen bir kas sistemidir.

​Yaratıcılığı öğrenilen bir beceri yapan temel unsur, onun aslında bir “bağlantı kurma sanatı” olmasıdır. Steve Jobs’un da dediği gibi, yaratıcılık sadece bir şeyleri birbirine bağlamaktır. Daha önce birbirinden bağımsız gibi görünen iki fikri, deneyimi veya bilgiyi bir araya getirdiğinizde ortaya yeni bir şey çıkar. Bu süreci başlatmak ise pratik gerektirir. Bir müzisyenin gam yapması veya bir sporcunun kondisyon yüklemesi gibi, zihin de farklı düşünme teknikleriyle eğitilebilir. Örneğin; bir nesneye bakıp onun alışılagelmiş işlevleri dışında on farklı kullanım alanı hayal etmek, zihnimizdeki o paslanmış çarkları döndürmeye başlar.

​Bu beceriyi geliştirmenin en büyük engeli, yetişkinlik hayatımızla birlikte üzerimize çöken “hata yapma korkusu”dur. Yaratıcılık öğrenilirken ilk aşama, mükemmeliyetçiliği bir kenara bırakıp saçmalama özgürlüğünü geri kazanmaktır. Çocukların doğal bir yaratıcılığa sahip olmasının sebebi, henüz neyin “yanlış” olduğunu öğrenmemiş olmalarıdır. Bir yetişkin olarak yaratıcılığı yeniden öğrenmek, aslında bu yargısız keşif alanına geri dönmeyi gerektirir. Merakı canlı tutmak, konfor alanının dışındaki konularla ilgilenmek ve zihne kuluçka süreleri tanımak, yaratıcı düşünme disiplininin temel yapı taşlarını oluşturur.

​Sonuç olarak, yaratıcılık gökten inen bir vahiy değill bilinçli bir çabanın ürünüdür. Eğer ona bir yetenek yerine geliştirilebilir bir yetkinlik olarak bakarsak, hayatın her alanında—mutfaktan yazılıma, ikili ilişkilerden iş yönetimine kadar—daha yenilikçi çözümler üretebiliriz. Unutmamak gerekir ki en büyük eserler sadece büyük yeteneklerle değil o yeteneği her gün sabırla eğiten bir disiplinle ortaya çıkmıştır. Bir sonraki yazımızda görüşmek üzere, yaratıcılıkla kalın!

İlginizi çekebilir: Türk Edebiyatında Sarsıcı Bir Ses: Hakan Günday

Genel
Müzisyen ve Oyuncu Emre Aslan Röportajı
Genel
Bilinçsiz Bir Hastalık: Kleptomani
Genel
Sanat ile Teknolojinin Birleşimi: NFT
Henüz bir yorum yok.