Hayatımız sayısız nesneyle çevrili. Sabah uyanıp elimize aldığımız bardak, masanın üzerinde duran tükenmez kalem, dolabın en arkasına tıkıştırılmış eski bir kazak… Bunların her biri sıradan birer eşya, gündelik koşturmacamızın sessiz tanıkları. Peki, ne oluyor da bazı nesneler bu sıradanlık kabuğundan sıyrılıp birer anıya, hatta adeta zaman kapsülüne dönüşüyor?
Bir eşyanın anı statüsü kazanması, malzemesinin kalitesinden ya da maddi değerinden bağımsızdır. Aslında o dönüşüm, nesnenin kendisinde değil, bizim ona yüklediğimiz duygusal ağırlıkta saklıdır.

1. Zamanın ve Ayrılığın Süzgecinden Geçtiğinde
Bir eşya, yanımızdayken ve sıradan bir şekilde tüketilirken genellikle sadece “araçtır”. Ancak o eşya bir ayrılığın, bir vedanın ya da geri gelmeyecek bir zaman diliminin hatırası haline geldiğinde anıya dönüşür. Üniversiteye ilk başladığınızda aldığınız ama artık kullanılmayan o eski defter ya da şehirden taşınırken bir köşede unutulan kahve fincanı… Yoklukları ya da o dönemin kapanmış olması, eşyaya nostaljik bir derinlik kazandırır.
2. Bir Hikayenin veya Duygunun Taşıyıcısı Olduğunda
Nesneler dilsizdir ama çok iyi hikaye anlatıcılarıdır. Çocukluktan kalma yıpranmış bir oyuncak ayı, ilk maaşla alınan ama belki de hiç giyilmeyen o gömlek veya sevdiklerinizle çıktığınız uzun bir yolculukta toplanan küçük bir çakıl taşı… Onları değerli kılan, üzerlerindeki izler değil; o eşyaya dokunduğunuzda zihninizde canlanan anlar, kokular ve seslerdir. Eşya, adeta geçmişe açılan fiziksel bir anahtar rolü üstlenir.
3. Kullanım Amacını Yitirip “Manevi Değer” Kazandığında
Bir eşyanın işlevselliği bittiği an, genellikle çöpe gitme vakti gelmiştir. Ancak bazı eşyalar vardır ki, işlevini yitirdiği halde atmaya kıyamayız. İşte tam da o noktada eşya, pratik dünyadan duygu dünyasına terfi eder. Bozulmuş ama birinden hediye kalmış eski bir kol saati artık zamanı göstermez; ama o saatin durmuş yelkovanı, sizin için geçmişin belli bir anını dondurur.

Son Söz Yerine
Bir eşya; ona yüklenen anlam, yaşanmışlığın ağırlığı ve zamana direnebildiği ölçüde anıya dönüşür. Aslında sakladığımız şey plastikten, kumaştan veya metalden ibaret bir nesne değil, o nesnenin içinde bıraktığımız kendi gençliğimiz, sevinçlerimiz ve kaybettiğimiz anlarımızdır.
Evinizin bir köşesinde sessizce duran o küçük nesneye bugün biraz daha farklı bakmaya ne dersiniz? Belki de o, size anlatılmayı bekleyen harika bir hikaye saklıyordur.

Yorumlar