Popüler içerik üreticisi Batın Balcıoğlu ile çok keyifli bir röportaj gerçekleştirdik.
1) Röportaj teklifimizi kabul ettiğiniz için teşekkür ederiz, bize biraz kendinizden bahseder misiniz?
Merhaba Ben Batın Balcıoğlu. Yıldız Teknik Üniversitesi ingilizce Kimya bölümünde okudum, çocukluktan beri modelliğin içindeyim ve uzun süredir dijital dünyada kendi yolumu inşa ediyorum. Stil, erkek bakımı, spor ve yaşam tarzı üzerine içerikler üretiyorum ama bunu sadece “içerik üretmek” olarak görmüyorum. Benim için mesele bir kimlik ve marka oluşturmak. Küçük yaşlardan itibaren sahneye, kameraya ve stile olan ilgim vardı; zamanla bunu profesyonel bir vizyona dönüştürdüm. Bugün hem kişisel markamı hem de kendi projelerimi büyütmeye odaklanıyorum.
2) Birçok üniversite öğrencisi “Okulu bırakıp dijital medyaya mı yönelsem?” ikilemini yaşıyor. Sizin eğitim hayatına bakış açınız nasıl, akademik vizyonun içerik üreticiliğine katkısı olduğunu düşünüyor musunuz?
“Okulu bırakıp dijitale geçmek” bana göre yanlış bir ikilem. Dijital medya hızlı büyür ama kalıcı olmak vizyon ister; üniversite de tam olarak bunu kazandırır: düşünme biçimi, analiz yeteneği ve disiplin. İçerik üreticiliği artık sadece güzel görünmek değil, strateji kurmak ve marka inşa etmektir. Eğitim seni yavaşlatmaz, derinleştirir. Mesele okul mu dijital mi değil; kendini ne kadar inşa ettiğindir.
3) Sosyal medyada içerik üretmeye başlamak isteyen ancak teknik ekipman eksikliğinden veya yetersizliğinden dolayı başlamayı erteleyen birçok genç var. Sizce teknik ekipman mı daha önemli yoksa hikâye anlatıcılığı ve samimiyet mi?
Bence ekipman bahane, hikâye ve samimiyet belirleyici. Evet görüntü kalitesi bir yere kadar fark yaratır ama insanları asıl çeken şey ne anlattığın ve nasıl hissettirdiğin. Bugün bir telefonla bile çok güçlü içerikler üretilebiliyor. Eğer gerçekten anlatacak bir şeyin, net bir duruşun varsa başlamak için “mükemmel ekipmanı” beklemen gerekmiyor. Önce hikâyeni kur, kalite zaten zamanla yükselir.

4) Medyada trendler çok hızlı değişiyor. Sürekli güncel kalmaya çalışmak ve yeni şeyler üretmek üzerinizde bir baskı yaratıyor mu?
Trendler gerçekten hızlı değişiyor ama ben onlara yetişmeye çalışmıyorum, onları filtreliyorum. Her akıma atlamak uzun vadede kimliğini zayıflatır. Evet üretim temposu yüksek olduğu için bir disiplin gerekiyor ama bunu baskı olarak değil oyunun kuralı olarak görüyorum. Eğer temeliniz ve kendi stiliniz netse, trendler sizi sürüklemez; siz onları kendi dilinize uyarlarsınız.
5) İleride, yıllar sonra dönüp baktığınızda “İyi ki çekmişim.” diyeceğiniz ve sizin için manevi değeri en yüksek olan içeriğiniz hangisi?
“iyi ki çekmişim” diyeceğim içerik, annemle yaptığım “annenize iyi davranın, o da hayatı bir kere yaşıyor” dediğim video olur. Çünkü benim için bu iş sadece izlenme değil; neyi temsil ettiğim. Bugün ne başardıysam arkasında annemin desteği var. O video bir içerikten fazlasıydı; benim nereden geldiğimi ve kime minnet borçlu olduğumu hatırlatan bir duruştu.
6) Çekimler sırasında başınıza gelen, o an çok gerildiğiniz ama şimdi gülerek hatırladığınız kamera arkasında kalmış unutulmaz bir anınız var mı?
Bir çekimde dış mekânda çalışıyorduk, her şey tam planladığımız gibi gidiyordu. Işık mükemmel, kombin hazır, kamera akıyor… Tam en iyi anı yakaladık derken arkadan beklenmedik bir gürültü ve kadraja giren insanlar bütün akışı bozdu. O an ciddi gerildim çünkü o “tek anı” kaçırdığımızı düşündüm. Ama sonra spontane devam ettik, planı bıraktık ve ortaya çok daha doğal bir görüntü çıktı. Şimdi dönüp bakınca şunu görüyorum: Kontrol etmeye çalıştığımız şeyler bazen en iyi sonucu engelliyor. O gün stres oldum, bugün gülüyorum ama bana esnek olmayı öğretti.
7) Sosyal medyada içerik üretmeye başlama fikri nasıl ortaya çıktı? “Ben bu işi yapmalıyım.” dediğiniz o ilk anı veya motivasyonu hatırlıyor musunuz?
Aslında planlı bir “başlıyorum” anı yoktu. Çocukluktan beri saça, stile ve görünüme önem veriyordum modellik dönemimde farklı saçlar, farklı kombinler denerken insanların “nasıl yapıyorsun?” soruları artmaya başladı. İlk videoyu da tam bu yüzden çektim: Bildiğim ve keyif aldığım şeyi paylaşmak için. Sonra şunu fark ettim; insanlar sadece sonucu değil, süreci izlemeyi seviyor. “Ben bu işi yapmalıyım” dediğim an, gelen ilk mesajlarda birinin gerçekten ilham aldığını gördüğüm andı. O noktadan sonra bu benim için hobi değil, inşa edilmesi gereken bir marka oldu.
8) Üniversite sıralarındaki arkadaşlarımıza veya kendi yolunu çizmekte zorlanan yaşıtlarınıza, bugünkü tecrübenizle ne söylemek isterdiniz?
Şunu söylerdim: Kimse yolunu hazır bulmuyor. Kararsız olmak normal ama yerinde saymak tehlikeli. Küçük başlayın ama başlayın. Sürekli “doğru zamanı” beklerseniz o zaman hiç gelmez. Kendinizi başkalarıyla kıyaslamayı bırakın, dün olduğunuz versiyonla yarışın. Ve en önemlisi; kısa vadeli heyecanlara değil, uzun vadeli inşa sürecine odaklanın. Sabır, disiplin ve cesaret… Bu üçü varsa yol yavaş ilerler ama sağlam ilerler.
9) Son olarak KalemlİK okurlarına vermek istediğiniz bir tavsiye var mıdır?
KalemlİK okurlarına şunu söylemek isterim: Hayatınızı ertelemeyin. Mükemmel şartları beklemek yerine elinizdeki imkanlarla harekete geçin. Kendinizi hafife almayın. Şu an nerede olduğunuz değil, nereye gitmek istediğiniz ve bunun için ne yaptığınız önemli. Hata yapmaktan korkmayın; asıl risk denememek. Üniversite yılları bir bekleme odası değil, kendinizi inşa etme süreci. Okuyun, araştırın, deneyin, üretin. Kimliğinizi başkalarının onayına göre değil, kendi değerlerinize göre oluşturun. Disiplinli olun ama kendinize karşı da dürüst olun. Çünkü günün sonunda sizi ileri taşıyacak olan şey şans değil; karakteriniz ve istikrarınız.
İlginizi çekebilir: Vedik Astroloji: Yıldızların Dili

Yorumlar