Sinema/TV

Suits Dizi İncelemesi


Herkese merhaba! Bazen masada sadece çok çalışmak yetmez; kuralları, sistemi ve en önemlisi “insanı” okumak gerekir. Yıldız Kalemlik’te bugün tam da bu stratejinin kitabını yazan, hırs ve zekanın çarpıştığı o dünyaya, Suits evrenine adım atıyoruz.

New York’un en parlak ve acımasız avukatlarından Harvey Specter, kendine yeni bir asistan ararken tesadüf eseri Mike Ross ile karşılaşır. Mike, fotoğrafik hafızası olan tam bir dâhidir; ancak küçük bir sorunu vardır: Hukuk fakültesine hiç gitmemiştir. İkili bu büyük sırrı saklayarak New York’un en prestijli hukuk firması Pearson Hardman’da davadan davaya koşmaya başlar. Eğer kararında bir dram, zekice yazılmış komedi ve bolca ofis politikası arıyorsanız doğru yerdesiniz. Mahkeme salonlarından çok gökdelenlerin en üst katlarındaki cam odalarda geçen bir “satranç maçı” atmosferi hakim.

Dizi aslında mükemmel bir psikolojik zemin sunuyor. Harvey’nin o yıkılmaz kibrinin altındaki sadakat arayışı, Mike’ın zekasına rağmen taşıdığı sahtekarlık hissi çok insani. Ancak asıl parantezi Louis Litt hak ediyor; yetersizlik hissi ve onaylanma ihtiyacının bir insanı nasıl hem komik hem de tehlikeli yapabileceğini bize harika gösteriyor. Ve tabii ki Donna Paulsen… Her şeyi bilen, herkesi yöneten o gizli güç.

Dizinin adı aslında bir tesadüf değil o jilet gibi dikilmiş takımlar, kalem etekler, New York manzarası ve karakterlerin o bitmek bilmez özgüvenli yürüyüşleri görsel bir imza. Jenerik müziği Greenback Boogie ile güne başlamak bile insana “dünyayı fethedebilirim” hissi veriyor.

Suits; bize hukuktan çok “ikna sanatı”, “bedel ödemek” ve “gri alanlar” üzerine bir hikaye anlatıyor. Kazanmak için sınırları ne kadar esnetebilirsin? Yalanın üzerine kurulan bir hayat, ne kadar sağlam durabilir?

Suits’te karakterlerin amacı karşısındaki kişiyi yenmek. Bu yüzden akan diyaloglar hem hızlı hem de çok zekice. Diyaloglar biz izleyenler için adeta bir tenis maçı gibi ilerliyor. İzlerken istemsizce dik durmanızı sağlayan bir özgüven aşılıyor ve karakterlerin gelişim eğrileri, özellikle ilk 5 sezonda çok başarılı. Ancak ilerleyen sezonlarda olay örgüsü “Büyük bir kriz çıkar, son saniyede bir dosya bulunup çözülür” formülüne fazla sıkışıyor. Sürekli birbirine bağıran ve şantaj yapan insanlar bir noktadan sonra yorucu olabiliyor.

Dinamik, zeka dolu atışmaları seven, kariyer yolculuğunda motivasyona ihtiyaç duyan ve yağmurlu bir pazar gününü battaniye altında gökdelen entrikalarıyla geçirmek isteyenler için biçilmiş kaftan.

Son olarak Harvey Specter’ın o meşhur sözü: “Don’t play the odds, play the man.” (İhtimallere değil, insanlara oyna). Bazen hayatta bir sorunu çözmek için kurallara değil o kuralları koyan veya bozan insanların psikolojisine odaklanmak gerekir.

Peki sizin Suits hakkındaki düşünceleriniz neler? Bizimle paylaşmayı ve KalemlİK’te kalmayı unutmayın.

İlginizi çekebilir: Sinirlerden Bilince: Acının Beyindeki Yolculuğu

Sinema/TV
Hamnet Film İncelemesi
Sinema/TV
Pera Palas’ta Gece Yarısı Dizi İncelemesi
Sinema/TV
Mamma Mia! Film İncelemesi
Henüz bir yorum yok.