Genel

Toplumsal Cinsiyet Eşitsizliğinde Medyanın Rolü


Günden güne hayatımızda büyük bir yere sahip olan sosyal medya platformlarının bizi ne derece etkilediğini hiç düşündünüz mü? Medyanın gücünün farkına varanlar algı yaratmakta ustalaşarak her geçen gün istediklerini elde ediyorlar. İnsanlar günün yorgunluğundan uzaklaşmak ve dinlenmek için girdiği sosyal medyalarda bir hedef haline geldiklerinden habersizler.

Bir düşüncenin kişi tarafından desteklenmesi ve bu desteklemenin domino taşları gibi kişiden kişiye yayılarak onaylandıkça ilerlemesi, önceden farklı görüşlere sahip insanların bile aynı görüşte olmalarına sebebiyet verebilmektedir. İnsanlar medya aracılığıyla gördükleri desteklerden güç alabilir ve zaman zaman “O yaptıysa ben de yapabilirim” düşüncesiyle kendilerini daha önce uzak hissettikleri fikirleri benimserken bulabilirler.

Günün büyük bir kısmını televizyon karşısında geçirenler izledikleri diziler ve filmlerdeki yaşantıları özdeşleştirip karakterlerin yaşamlarıyla kendi yaşamlarını kıyaslayabilirler. Bu durum, kişide zamanla kendi yaşadığı hayattan memnuniyet duymama ve bilinçaltında medyada görülen yaşama benzemek istemesine sebebiyet vermektedir.

Evet, pek çok dizi ve filmde karakterler belirli kişisel özelliklere sahiptir. Örneğin, kadın karakterler genellikle erkeklere muhtaç olarak tasvir edilirken erkek karakterler güçlü ve bağımsız olarak gösterilmektedir. Araştırmalara göre erkek başrol karakterleri kadın başrol karakterlerine göre daha fazla süreyle ekranda yer alıyor ve kadın karakterler genellikle fiziksel özellikleri üzerinden öne çıkarılıyor. Bu durum toplumumuza nasıl yansıyor derseniz; sürekli olarak aynı kalıpları gören hedef kitle, bu stereotiplere alışmaya başlıyor ve bu durum toplum içinde cinsiyet rollerinin sıkışıp kalmasına neden oluyor.

Medya, güçsüz, sakar, erkeklere muhtaç kadın profili üzerinden sürekli bir mesaj ilettiği için toplum bu profili olağan ve alışılagelmiş olarak kabul etmektedir. Bu da kendi ayakları üzerinde durabilen güçlü kadınların, başkaları tarafından yetersiz görülmesine yol açabilmektedir. Toplum olarak farklı kadın profillerine yabancılaşabilir ve kendimizi bu karakterlerle özdeşleştirmek istemeyebiliriz. Aynı zamanda medyanın baskın ve maskulen erkek karakterleri öne çıkarması, bu tip karakterleri gerçek hayatta daha fazla görmemizi de sağlamakta. İnsanlar, bilinmeyen durumlar yerine bildikleri ve alıştıkları kalıplar içinde kendilerini daha rahat hissedebilirler. Medya, bu şekilde insanları yönlendirerek kişilerin aidiyet hissi taşıdığı düşünce kalıplarını şekillendirmektedir.

Sosyal medya da insanları etkileyen önemli bir faktördür. Özellikle gelişme çağındaki kişiler sosyal medyadan gördüklerine özenme gibi eylemler gösterebilmektedirler. Bu durum, kişiyi kendi benliğinden uzaklaştırarak onu popüler olanı yapmaya itebilmektedir. 

Sonuç olarak, medyanın toplumsal algıları şekillendirme gücü büyüktür ve bu güç bazen cinsiyet eşitsizliği gibi önemli konularda yanıltıcı olabilir. Ancak medyanın olumlu etkileri de göz ardı edilmemelidir. Doğru şekilde kullanıldığında medya, toplumsal cinsiyet eşitsizliği gibi sorunlara dikkat çekerek farkındalık yaratabilir ve insanları daha adil ve eşitlikçi bir toplum için harekete geçmeye teşvik edebilir. Her birey, medya içeriğine eleştirel bir bakış açısıyla yaklaşıp kendi değerlerine uygun olanı seçme ve destekleme gücüne sahiptir. Medyanın yönlendirici etkisini farkında olarak, daha bilinçli bir şekilde içerik tüketmek ve çevremizdeki dünyayı daha iyi anlamak için bu gücü kullanabiliriz.

İlginizi çekebilir: Zaman Bir İllüzyon Mudur?

Genel
Metro Turizm: Konforlu Yolculuğun Adresi
Genel
IQ ve EQ: Mantık ve Duygunun Birleşimi
Genel
Basketbol Oyununun Değişimi: Stephen Curry
Henüz bir yorum yok.