Sağlıklı Yaşam

Kolajen Beslenme Nedir?


Bir süredir hayatımızda var olan güzellik ve gençlik merakı sizlerin de bildiği üzere almış başını gidiyor. Botokslar, dolgular, yüz gerdirme operasyonları… Fakat bunların yanında vücudu genç tutmanın başka bir yolu da var. Kolajen beslenme!

kolajen

Kolajenin kökü Yunancadır ve yapıştırmak anlamına gelen ‘kola’ sözcüğünden türemiştir. Kolajenin özelliği de bizzat kelimenin geldiği kök gibidir. Kolajen vücutta en çok bulunan proteindir ve cilt bütünlüğünün, tırnak ve saç bütünlüğünün korunmasını sağlar. Ayrıca bağ dokuları, eklemleri ve kasları da bir arada tutar. Böylece eklemin hareket kabiliyetini kolaylaştırır, deri elastikiyetini sağlar ve hatta yaşlılarda kas kütlesinin artmasında dahi rol oynadığı gözlemlenmiştir.

Kolajen tek bir madde olmayıp ortalama yirminin üzerinde tipi vardır. Fakat bu tiplerden ilk beşi kolajen rezervlerinin %80’ini karşılar. İlk beş tipten kısaca bahsedecek olursak:

Tip1: Cilt ve doku sağlığı üzerinde etkilidir.

Tip 2: Eklem sağlığı üzerinde etkilidir.

Tip 3: Kas, damar ve organları destekler.

Tip 4: Böbrek ve organ filtrasyonunu sağlar.

Tip 5: Kornea, saç ve yine cildin belli katmanlarında rol alır.

Fakat bu kolajen tiplerini her ne kadar gruplara ayırsak da aralarında keskin sınırlar yoktur. Örneğin: Tip 2 kolajen cilt ve doku sağlığı üzerinde de etkiye sahiptir veya Tip 3 kolajen eklem sağlığı üzerinde yine de bir etkiye sahiptir.

Peki, vücudumuzdaki kolajen üretimini nasıl destekleriz veya hangi besinlerden alabiliriz? En iyisini protein kaynakları hayvansal gıdalardaki bağ dokularında bulunuyor. Tavuk ve balık derisi bu tür beslenme için özellikle öneriliyor. Bunların yanında bu proteinlerinin yumurta akından, yeşil yapraklı sebzelerden, kırmızı meyvelerden, sülfür zengini gıdalardan da alınması mümkün. Ayrıca C vitamini bu proteininin sentezinde rol oynadığı için bu vitaminin vücuttaki varlığı da oldukça önemli. C vitamininin alımını da turunçgillerden gerçekleştirebilir hatta yetersiz kalırsa ek C vitamini takviyesine de başvurabiliriz.

kolajen

Kolajen deposu besinlerden bahsederken bir efsaneleşmiş bilgiyi de burada yıkmak gerekiyor. Kemik suyu, kolajenin konsantrasyonunu yeterli miktarda arttırmıyor, yani aslında bir kolajen deposu değil. Kemiğe bağlı eti çok pişirip öldürmeden tüketirsek aldığımız besin miktarı daha tatmin edici boyutlara ulaşıyor. 

Kolajenin faydalarının bilinirliği arttıkça kolajen içeren ürünler de tabii raflarda yerini almaya başladı. Biraz da bu tarz ürünleri sepetimize eklerken nelere dikkat etmemiz gerektiğinden söz edelim. Öncelikle aldığınınız üründeki kolojen, hidrolize kolojen peptitleri halinde bulunmalı. Bunun nedeni bağırsakta büyük moleküllerin emilemiyor oluşudur. Yani ürünün içerisindeki kolajenden faydalanmayacak olmamız. Bir başka unsur ise ürünün içindeki kolajenin miktarıdır. 2-2.5 gramın üstündeki kolajen peptit dozları vücudumuzda işe yarıyor, miktar arttıkça fayda da doğru orantılı olarak artıyor. Üçüncü dikkat edilmesi gereken şey, aldığımız ürünün içinde fruktoz veya başka ek bir şeker bulunmaması. Zira şekerle kolajenin birleşiminde  faydadan çok zarar ortaya çıkıyor. Aynı zamanda D vitamini, C vitamini, çinko, biyotin içeren kolajenli ürünleri de listemizde üst sıralara taşımakta fayda var.

Sonuç olarak,  sağlıklı ve daha dinç bir hayat sürmek için yediğimiz besinlere dikkat etmeli, vitamin takviyelerimizi yapmalı, sağlıksız güneş ışınlarından ve kötü alışkanlıklardan uzak durmalıyız. Bunun yanında her insanın vücudunun ihtiyacının farklı olduğunu unutmamalı ve doktor tavsiyesi olmadan internet üzerinden edindiğimiz bilgilerle kendi beslenme düzenimizi şekillendirmemeliyiz. Sağlıklı günler dilerim!

İlginizi Çekebilir: Aura: Enerji Alanının Üzerimizde Bıraktığı Etkiler

Sağlıklı Yaşam
Sağlıklı Beslenme Konusunda Doğru Bilinen Yanlışlar
Sağlıklı Yaşam
#ListeledİK Stres ve Endişeyi Azaltmak İçin Yöntemler
Sağlıklı Yaşam
Huzursuzluk Veren Düşüncelerden Nasıl Kurtuluruz?
Henüz bir yorum yok.