Röportaj

Müzisyen Batu Akdeniz Röportajı


Heavy Sky grubu ile tanınan ve son yıllarda solo çalışmalar yürüten Müzisyen Batu Akdeniz ile hayatına, müziğine ve hayallerine dair keyifli bir röportaj gerçekleştirdik.

Müziğe olan ilginiz ne zaman ve nasıl başladı?

Müziğe olan ilgim 5 yaşındayken dedemin yeteneğimi keşfetmesiyle başladı. Dedem bana o dönemde org almıştı. Org ile reklam müziklerini çıkardığımı görünce yeteneğimi keşfetti ve beni Ankara Çok Sesli Müzik Korosu’na yazdırdı. Fakat ben müziğe 14 yaşında, tesadüfen gitar kursuna yazılarak başlamış oldum. Sesim o dönemde değiştiği için tizlere çıkamıyordum. Bu yüzden gitarist olmak istiyordum ancak zamanla sesimi eğiterek vokalist oldum.

Sizi solo çalışmalarınıza başlamadan önce Heavy Sky grubuyla tanıyoruz. Benim de çok sevdiğim bir albüm olan “Dreamer” ın ortaya çıkış hikâyesi ve sürecinden bahsedebilir misiniz?

Benim için çok heyecanlı bir hikâyeydi. 2012 ya da 2013 yılında Ankara Üniversite İletişim Fakültesi’nde okurken cover grubu kurmaya karar verdik. O dönem barlarda çalışıp para kazanma gibi bir hayalimiz vardı. Tabii, çok parlak değildik o dönem. Çoğu kişi Heavy Sky grubunun köklerini bilmez. En son, “Kim ne derse desin, ben kendi grubumu kuracağım.” dedim fakat o dönemde müzik dünyam biraz daha sınırlıydı. Özellikle 80’lerin rock müziklerini daha çok dinliyordum. Örneğin 1987’de çıkmış Guns N Roses’ın “Appetite For Destruction” albümü benim için yeni çıkmış gibiydi. O dönemde çok büyük bir heyecanla ilk İngilizce sözlü bestelerimizi yapmaya başladık. Türkçe müzik dinlemiyordum ve yazabileceğime dair inancım yoktu. Dreamer’ı yaptığım dönemler benim için zor dönemlerdi. O yüzden Heavy Sky benim için çok duygusaldır. Her şeye rağmen geriye dönüp baktığımda iyi olarak hatırlayacağım, çok gurur duyacağım bir hikâyedir.

Solo müziği yapmanın grup müziği yapmaktan ne gibi avantajları ve dezavantajları var?

Her şeyden önce patron benim. Biraz kontrol manyağı olduğumu düşünüyorum. Demokrasiye inanıyorum ama kendi demokrasime biraz daha fazla inanıyor olabilirim. Şarkıların aranjeleri ve çalınacak şeylerle ilgili son kararı verirken her şeyin ortasında olmak daha iyi hissettiriyor. Aslında biz grup formu olarak hâlâ bir grubuz. Ben grup elemanlarımı, Türkiye’de solo müzik yapan insanlara göre daha fazla gösteriyorum çünkü grup formuna çok inanıyorum. Öteki taraftan bakacak olursak da solo müzik, son kararları verme açısından çok daha faydalı ve çok daha hızlı bir organizasyon.

“Her yazılan şarkının bir anısı vardır.” sözüne katılıyor musunuz?

Aslına bakarsak bazı şarkılar çok çabuk ortaya çıkıyor. Bazı şarkılarda da o an hiç öyle hissetmeseniz de iki üç cümle tutturuyorsunuz, o iki üç cümlenin devamı geliyor. Yazdığınız şarkılar, her zaman o sırada bulunduğunuz durumu anlatmak zorunda değil. Hayal gücünüzü kullanarak da olmadığınız bir yerde, olmadığınız bir insanmış gibi yazabilirsiniz. Tabii, bazıları da “çok büyük bir aşk yaşadım” şarkısıdır.

Heavy Sky Batu Akdeniz

Vokalist olarak bir “karakter” oluşturmanın önemli olduğunu dile getirmiştiniz. Müziğe yeni   başlayan ve bu yolda bir şeyler üretmeye çalışanlara neler söylemek istersiniz?

Bir müzisyenin kariyerini oluşturmak için yapması gereken en önemli şeylerden biri, sınırlarını belirleyebilmesi. Bu durum yeteneğin de ötesinde. Örneğin bir mekana girdiğinizde insanların sizin şarkınızı bilmese de sesinizi ayırt edebilmesi çok önemli. Her şeyden önce çok fazla müzik dinlemeniz gerekir. Çünkü sınırlarınızı çizebilmek için ilk başlarda, bir sürü vokalisti taklit etmeniz gerekiyor. Mesela ben Paul Rodgers’ı, Bon Jovi’yi, Myles Kennedy’i taklit etmeye çalışırdım. Sonucunda ortaya karışık bir şey oldu. Bu durum sadece bana özel değil. Örneğin Paul Rodgers da kendinden 20 yaş büyük Little Richard’ı taklit etmeye çalışarak başladı. Çünkü artık yapılabilecek şeyler kısıtlı. Önemli olan kiremitlerin üzerine yeni bir kiremit koymak çünkü inşaata baştan başlamak zor. O yüzden müziğe yeni başlayanlara önerim tür fark etmeksizin her şeyi dinlemeleri. Bu dönemde tür faşistliği yapmaya hiç gerek yok. Önemli olan her türün en iyisini bulup dinlemek.

Hayatınız boyunca sadece 3 albüm dinleme hakkınız olsaydı bu albümler hangileri olurdu?

Bu soru benim için çok zor ama sanırım; Coldplay’in Parachutes, Guns N Roses Appetite for Destruction ve Lana Del Rey’in Born to Die albümünü dinlerdim.

Pandemi süreci birçok sektör gibi sanat dünyasını da olumsuz etkiledi. Konserler ve turneler iptal edilirken sanatçılar da bir yandan online sürece adapte olmaya çalıştılar. Peki, sizin müziğiniz bu süreçten nasıl etkilendi? Online konserler ile dinleyicilerinizle buluşmayı planlıyor musunuz?

Bu dönem benim üreticilik sürecimi iyi yönde etkiledi çünkü evde yapacak hiçbir şeyim yoktu. Günümü belirli saatlere bölüp bir şeyler yapıyordum. Bu dönemde, kendime kültürel bir Rönesans yapmak istedim ama tabii eninde sonunda üretime döndü. Psikolojik olarak ben de dahil birçok müzisyeni çok kötü etkilediğini düşünüyorum. Bu süreçte birçok müzisyen işsiz kaldı. Bu durumda bardağa dolu tarafından bakamıyorum çünkü dolu bir taraf göremiyorum. Şunu kabul etmemiz gerekiyor: Çok kötü bir dönem geçiriyoruz. Bunu göz ardı etmeyi bırakarak kabullenmeliyiz. Onun dışında, dediğim gibi çok fazla üretim yaptım ama ben zaten şarkı yazan bir adamım. O yüzden iyi oldu diyemeyeceğim, bu zaten yaptığım bir şeydi.

Hayatta en çok “Dur!” demek istediğiniz konu nedir?

İnsanların empati yapmayı öğrenmeleri gerekiyor. Bencil ve kibirli insanlardan hoşlanmıyorum.    Herkes birbirini sevsin gibi ütopik bir düşüncem yok. Hatta bazı insanların sevilmemesi gerektiğini düşünüyorum ama herkesin birbirine saygı göstermesi gerekiyor.

Son dönemde Türkiye’de ve dünyada ilginizi çeken, başarılı bulduğunuz sanatçılar kimler?

Nilgün Özer’i herkesin dinlemesini gerektiğini düşünüyorum. Yabancılarda yeni biri yok, çok fazla keşif modunda değilim şu ara.

Yaptığınız şarkılara ve hayatınıza ilham olan filmler ve kitaplar var mı?

Bunu daha önce de söyledim ama söylemekten sıkılmam. Ben Jack London hayranıyım. Martin Eden’i okuduktan sonra Eksik’i yazmıştım. İnanılmaz bir aşk romanı olan Martin Eden’dan çok etkilenmiştim. Başka da aklıma gelen spesifik bir örnek yok. Aslında daha çok kitapta geçen cümleyi cımbızla seçip onun üzerine bir şarkı inşa etmeyi seviyorum. Şarkı yazarken filmlerden pek fazla etkilenemiyorum. Heavy Sky’dayken Dark Knight’tan etkilenmiştim. 2011 yılında Batman’in yeni filmi çıkmıştı ve giriş şarkımız olan Unbreakable’ı ondan etkilenerek yazmıştım. Ama ben bu konularda çocuğumdur bana bir maske, biraz da spor eğitimi verin süper kahraman olmak isterim. Onun dışında, kendi iç dünyamın karanlık köşelerinden şarkılarımı toplamaya çalışıyorum.

Bizleri bekleyen albüm çalışmanız var mı yoksa sizi bir süre daha tekli çalışmalarınızla mı dinleyeceğiz?

Şu aralar albümün içinde olacak teklileri yayınlamaya başladım. Geçen haftalarda “Bir Sebebi Var” çıktı. Onunla birlikte Türkçe Rock N Roll teklilerimizi yayınlamaya devam edeceğiz. Albümde yaklaşık 11 şarkı olacak. Bunların 5-6 tanesini önden tekli olarak yayınlamayı, daha sonra da hepsini toparlayıp albümümü yayınlamayı düşünüyorum. Albümümde İngilizce şarkılar da olacak. Çok efsane ve eski, benim hayatımda çok önemli yeri olan biriyle albümümden bağımsız İngilizce sözlü klasik rock parçalarımız olacak. Albüm önümüzdeki sene gelecek ama.

Nasıl bir dünya hayaliniz var?

İlk olarak Covid’in ve salgın hastalıkların olmadığı bir dünya istiyorum. Daha az sevgisizliğin, hayvanlara ve kadınlara şiddetin yok olduğu bir dünya istiyorum. Ülkemiz için adaletsizliklerin son bulmasını istiyorum. Hepimiz için umutla bakabileceğimiz bir ülke istiyorum. Benim hatırladığım kadarıyla 20’li yaşlarımın başındayken Türkiye, bir müzisyen olarak umut vaat ediyordu. İleride bir stadyum konserine çıkmayı hayal edebiliyordun. Şimdiyse bu durum maalesef çok farklı, bunu sadece müzik için söylemiyorum. Gençlerimizin yurt dışına kaçmak istemeyeceği bir Türkiye istiyorum.

İlginizi Çekebilir: Masumlar Apartmanı Oyuncusu Gizem Katmer Röportajı 

Röportaj
Sedef Sebüktekin Röportajı
Röportaj
Bonzie Colson Röportajı
Röportaj
Ece Targıt Röportajı
Henüz bir yorum yok.